Sitemize Hoşgeldiniz

Anal fistül toplumda sık görülen basit ama sıkıntılı bir hastalıktır. Tedavisinde birçok yöntem denenmiş olsa da hiçbir yöntem %100 etkili değildir. Son yıllarda özellikle Profesör Doktor Ersin Öztürk’ün popülarize ettiği lazerle fistül tedavisi (LAFT) büyük abdest tutmaya yarayan kaslara (sfinkter) zarar vermemesi, ameliyat sonrasında ağrısız ve konforlu bir süreç sunması ile önemli bir alternatiftir. Bu sitede anal fistül ve lazerle tedavisi hakkında merak ettiğiniz her türlü bilgiye ulaşabilir, merak ettiklerinizi sorabilir ve tedavinizi planlayabilmek için doktorunuza ulaşabilirsiniz.

Anal Fistül Nedir?

Fistül iki boşluk arasında olmaması gereken bağlantı demektir. İnsan vücudunda en çok anüs ile deri arasında olur. Bu nedenle perianal fistül veya anal fistül adıyla anılır. Kötü bir hastalık değildir, nispeten basit gibi görünen BELA bir hastalıktır. Dışkı kontrolünde büyük rol oynayan anal sfinkterlere zarar verme kaygısı olmasa çok kolay tedavi edilebilir. Ancak bir çok genel cerrah sfinkterlere zarar verme kaygısı ile bu hastalığı tedavi etmekten çekinir.

Anal fistüllerin %70’i basittir. Bunların tedavisi de basittir. Fistül tünel şeklinde bir yapı olduğundan tavanının kesilerek açılması etkin bir tedavi sağlar. Başarı şansı yüksek bir işlemdir. Ancak anal fistül tekrarlayabilen bir hastalıktır. Bu nedenle tekrarladığında basit bile olsa tedavisinde kas kesmemek önemlidir.

Anal fistül en çok anüsteki kayganlık sağlayan bir salgı üreten anal bezlerin tıkanarak iltihaplanması sonucu gelişen apsenin bir süre sonra bağırsak içine ve cilde açılması sonucu oluşur. Bu bezler 8-10 adet olup teorik olarak ömür boyu hepsi tıkanma riski taşır, bu nedenle de anal fistül tekrarlayabilen bir hastalıktır. Ama tekrarlamasının en sık sebebi eksik tedavidir.

About Image

Anal fistül anal sfinkterlerle ilişkisine göre sınıflandırılır. Yüzeyel olanlar dışındakilerin hepsi kendince farklı sıkıntıları olan tedavi yöntemleri gerektirir. Yüzeyel ve intersfinkterik olanlar basit, alçak transsfinkterik olanlar orta, yüksek transsfinkterik ve suprasfinkterik olanlar komplike fistül olarak bilinir. Ayrıca tekrarlayan, tünellerle birleşen birden fazla fistülden oluşanlar da komplike fistül kabul edilir. Fistülüm başı ve sonu arasında genelde doğrusal bir yol vardır. Eğer fistül yolu önden veya arkadan anal kanalı çevrelerse buna atnalı fistül denir.

Bu sınıflama tedavi planı açısından çok önemlidir. Belki de tedavi edecek doktorun tecrübesinin en fazla ortaya çıktığı nokta burasıdır; fistülün tipini ve içindeki iltihap derecesini doğru belirlemek ve buna uygun tedavi seçmek.

Anal fistül tedavisinde benim prensibim kaslar zarar vermeyen tedavi yöntemlerini kullanmaktır. Eğer yüzeyel fistülü kesmek kaslara zarar vermeyecekse her zaman ilk tercihim fistülün üstündeki dokuyu keserek fistülün tavanını açmaktır. Ancak sfinkterler zarar görecekse kesme yerine bu tünelimsi yapının yani fistülün içini tıkamak tercihimdir.

Teşhis ve Muayene

Teşhiste en önemli basamak TECRÜBELİ BİR CERRAH TARAFINDAN YAPILAN MUAYENEDİR. Hastalığın teşhisi basittir aslında, hastalar anüs etrafında sivilce benzeri bir yapı ve bu yapıdan gelen iltihaptan bahsederler. Zor olan bu fistülün tipini, yerini, eşlik eden apse ve/veya diğer küçük fistüllerin varlığını belirlemek, fistülün içinde aktif iltihap olup olmadığını anlamaktır. Başarılı tedavinin temeli başarılı bir değerlendirme sürecinden geçer. Muayenede ancak çok basit ve yüzeyel bir fistül varsa ek bir teşhis yöntemine gerek kalmadan tedaviye geçilebilir. Tüm diğer durumlar için mutlaka anal bölgenin manyetik rezonans (MR) görüntülemesi gereklidir. MR ne kadar tecrübeli bir ekip tarafından yapılırsa o kadar iyi olur. Sırf yapılmış olması için yapılan MR faydadan daha çok sıkıntıya sebep olmaktadır.

Tekrarlayan fistüllerde veya komplike fistüllerde iltihabi bağırsak hastalığını ekarte etmek için mutlaka rektoskopi veya kolonoskopi ile kalın bağırsağın değerlendirilmesi gerekebilir.

Anal Fistül Tedavisi Nasıl Yapılır?

Tedavi seçenekleri çok farklıdır. Fistülün tavanının açılmasından tıkanmasına, yönünün değiştirilemesinden iç ağızın dikilmesine kadar bugüne kadar birçok tedavi ve bunların alternatifleri bildirilmiştir. Yüzeysel basit fistül tedavisi hariç hiçbir yöntemin başarısı %80’nin üzerine pek çıkamamıştır.

Tedavideki temel olay dışkı kontrolünü sağlayan anal sfinkterlerin hasar görmemesidir. İkinci nokta fistülün bozulmasıdır. Üçüncü nokta ise bu olayın ileride tekrarlanmayacak şekilde yapılmasıdır. Son nokta da hastaların ağrı ve tekrar normal hayata/işe dönme süreleri ile ilgili problemleri en aza indirmektir.

About Image

Son yıllarda lazer tıbbın birçok alanında güvenle kullanılmaya başlamıştır. Aslında lazerin bir tedavi aracı olarak kullanılması yeni bir olay değildir. Ancak eski teknoloji ile üretilen lazerlerin etkinlikleri düşük, yan etki riskleri yüksekti. Halbuki gelişen teknoloji ile birlikte tıp alanında kullanılan lazerlerde de büyük gelişmeler oldu. Artık daha ince, esnek yapıya sahip, daha az enerji ile daha etkili işler yapan (böylece yan etki riski azaldı) lazer uçları üretilmiştir.

Lazerle anal fistül tedavisi (LAFT) için kullanılan 360 derece ısı veren ancak bu ısıyı 4 mm içinde tutabilen bir teknoloji ile üretilmiş Biolitec firmasının FiLaC probudur. Bu yöntemin isim babası Prof Dr Ersin Öztürk’tür. Halen tüm dünyada en geniş seriye sahip kişidir.

LAFT ın en önemli özelliği kullanılan lazer ucunun sfinkterlere ve diğer yapılara zarar vermemesidir. Böylece işe yaramazsa bile (%20-30 başarısız olabilir) hiçbir yapı zedelenmeyeceğinden klasik yöntemlerin yapılması sorun teşkil etmez. Ayrıca tekrarlayan fistüllerde de rahatlıkla kullanılabilir. Lazer ile üretilen ısı enerjisi bu tünelin açık kalmasına yol açan içteki mikrop barındıran dokuyu eritir. Bu esnada dokudaki proteinler de erir ve lazerin ateşlemesi bittikten saniyeler sonra doku soğur. Soğuyan dokuyla birlikte proteinlerde soğur ve tüneli tıkayan bir hale dönüşür. Tıpkı sıcak bir pensle sıkıştırılan lastik silginin eriyip şekil değiştirmesi gibi… Bu sayede fistül tıkanır, içindeki mikroplar ölmüş olur, kötü dokular yakılmış olur. Bu teorik yararın pratikte gerçekleşmesi için mutlak gerekli olan şart fistül içinde hiçbir şekilde apse odağı olmamasıdır. Eğer yarım santimlik bir alanda bile apse odağı kalırsa (MR 1 cm in altındaki apse odaklarını göremez) kapatılan tünel mikroplar için bir cennete döner ve hızla üreyerek tıkacı eritirler ve fistül tekrarlar. İşte bu olayın olma riski %20 civarındadır. Bu MR da görülemeyen apse odağı oranına eşittir. Bu nedenle LAFT için en uygun dediğimiz hastalarda bile tedavinin %20 başarısız olma riski vardır.

Biraz önce de bahsettiğimiz gibi LAFT bu şekilde başarısız bile olsa diğer tedavilere engel teşkil etmez. Ancak LAFT uygulaması öncesi iyi bir muayene ve MR arzu edilmesinin en önemli sebebi başarısızlık riskini en aza indirmek için küçük de olsa apse içeren fistülleri ayırt edebilmektir.

Sık Sorulan Sorular S.S.S.

Lazer Fistül tedavisi ile ilgili hastalarımızdan gelen soruları ve cevaplarını mümkün olduğunca sitemizde yayınlamaya çalışmaktayız. En sık sorulan soruları ise sizin için derleyip sitemize ekledik. Umarım aradığınız cevapları sitemizde bulabilirsiniz. Kafanıza takılan başka sorular varsa bizimle iletişime geçmekten çekinmeyiniz.

Ne yazık ki hayır. Fistül tedavisinde hiçbir yöntemin başarısı %100 değildir. Lazerin de başarısı %70-80 civarındadır. Lazer bir mucize değildir, sadece bir tedavi yöntemidir.
Hayır, anal fistülün tedavisi ameliyatsız mümkün değildir. Lazerle tedavi de bir ameliyat türüdür.
Hayır. Anal fistül tedavi edilmediğinde size vereceği rahatsızlık artar. Bazen de ilerleyip daha ciddi bir hale gelebilir ama size rahatsızlık vermiyorsa ameliyat olmak zorunda değilsiniz.
Pratik olarak bu risk yok denecek kadar düşüktür. Bu nedenle kanserleşmez diyebiliriz.
Ne yazık ki hayır. Doğabilecek komplikasyon ve yan etki riski ve ameliyat sonrası ağrı, sızı gibi sorunların görülme olasılığı çok daha az olmasına rağmen klasik tedavi yöntemlerine tedavi başarısı anlamında üstünlüğü olmadığı için SGK lazer tedavilerinin ücretini ödememektedir.

Profesör Doktor Ersin Öztürk

Tıp fakültesi eğitimini İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tamamlayarak 1998 yılında mezun olan, 1974 doğumlu Ersin Öztürk, 2000 yılında Tıpta Uzmanlık Sınavını kazanarak Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimine başlamıştır. 2005 yılında uzman, 2009 yılında yardımcı doçent kadrosuna atanmıştır. 2008 yılında bir yıl Cleveland Clinic, Ohio/ABD’de Kolorektal Cerrahi kliniğinde görev yapmıştır. 2009 yılında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı’ndan Fizyoloji Doktorası (PhD) almıştır. 2011 yılında Doçent ünvanına hak kazanmıştır. 2012 yılında da Cerrahi Onkoloji yandal uzmanlığını almıştır. 2014 yılında Avrupa Kolorektal Cerrahi Yeterliklik Kurulu’nun düzenlediği sınavları geçerek Kolorektal Cerrahi Yeterlilik diploması almıştır.

Özellikle gastrointestinal sistem ve kolorektal cerrahi alanında çalışmaları olan Ersin Öztürk’ün 28 uluslararası, 12 ulusal yayınlanmış 40 makalesi, uluslararası toplantılarda sunulmuş toplam 17 bildirisi, 12 kitap bölümü yazarlığı ve Uludağ Üniversitesi’nin adını verdiği bir skorlama sistemi vardır.

Anal fistül tedavisinde lazerle tedavi yönteminin isim babası olup yine anal fistül tedavisinde kullanılan ve kendi adını verdiği “Ozturk Plug” yöntemini tanımlamıştır.

Ulusal kongrelerde 4 ödülü ve Uludağ Üniversitesi Sağlık Hizmet ödülü vardır. Çalışmalarına halen Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak devam etmektedir. Tıp fakültesi öğrencilerine mide ve kolorektal benign ve malign hastalıkarı derslerini anlatmaktadır. Türk Cerrahi Derneği Yeterlik Yönetim Kurulu üyesi ve Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği üyesi olan Ersin Öztürk evli ve 2 çocuk babasıdır.

İletişim Bilgileri

    Ersin ÖZTÜRK

Prof. Dr. Ersin Öztürk mesleki faaliyetlerini Özel Medicana Bursa Hastanesinde yürütmektedir.